RAMAZAN KAVRAMLARI

Kelimeyi dinlemek için ikona, ayrıntıları görmek için kelimeye tıklayınız.
  • arife - arefe arife - arefe ‘arefe’ söyleyişi de yaygındır.
    Anlam: Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler, ön gün.
  • fecir fecir –cri
    Anlam: Güneşin doğmasından önce beliren tan yeri ağarması, şafak sökmesi, gece ile gündüzün birbirinden ayrıldığı vakit.
  • fecr-i kâzib fecr-i kâ:zib
    Anlam: Gerçek olmayan fecir; gecenin sonunda doğu ufkunda dikine oluşan ve kısa sürede kaybolan aydınlık.
  • fecr-i sâdık fecr-i sa:dıK
    Anlam: Gerçek fecir; gece karanlığının kaybolmaya başlayıp güneş ışığının belirtilerinin görünmeye başladığı, ufuktaki aydınlığın enlemesine, uzunlamasına ufka yayıldığı vakit. Gündüzün başlangıcı olan fecr-i sâdıkla, sabah namazının vakti girer ve imsak vakti başlar
  • fidye fidye
    Anlam: İhtiyarlık veya hastalık sebebiyle tutulamayan her oruç için, çalışıp kazanma gücü olmayan bir kimsenin bir gün doyurulması şeklinde ödenen bedel, oruç kefareti.
  • fitre fitre (iftar, fıtrat, fitre, fıtır kelimeleri eş kökenlidir.)
    Anlam: Ramazan ayı sonunda, şer’an zengin sayılan bütün Müslümanların bayramdan sonraya bırakmamak şartıyla fakirlere vermeleri vâcip olan sadaka, sadaka-i fıtır. fıtır (ﻓﻄﺮ) Arapça’da “oruç açma” anlamına gelen kelime dilimizde Îd-i fıtr “ramazan bayramı” ve Sadaka-i fıtır “fitre” kullanılışlarında geçer.
  • hatim hatim –tmi
    Anlam: Bitirme, tamamlama. Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar ezberden veya yüzünden okuyup bitirme.
  • iftar ifTa:r a' sesi uzundur ama kısa söylenişi yaygınlık kazanmıştır. İftariye (ifta:riye) kelimesinde bu uzunluk ortaya çıkar. (iftar, fıtrat, fitre, fıtır kelimeleri eş kökenlidir.)
    Anlam: Güneş batıp oruç müddeti sona erdikten sonra yenen yemek.
  • imsak imsa:k Ünlü ile başlayan ek aldığında 'a' sesi uzar ve son ses ince k (kef) olduğu için ince sıradan ek alır: imsa:ke, imsa:kin. (Ama 'imsaka' ve 'imsağa' kullanışları da yaygındır.)
    Anlam: Tutmak, el çekmek, oruca başlama zamanı.
  • imsakiye imsa:kiye
    Anlam: Ramazanda imsak ve namaz vakitlerini bulunulan yere göre göstermek üzere hazırlanan bir aylık liste.
  • itikâf i:tikâ:f ‘a’ ince ve uzundur ama ‘i:tiKAf’ şeklinde hatalı söylenişi yaygındır
    Anlam: Ramazan ayının son on gününde Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak üzere dünya işlerinden ilgiyi kesip camiye kapanarak ibadet etme.
  • kadir gecesi Kadir gecesi hiçbir ses uzun değildir. Kadi:r şeklide yanlış söyleyişi vardır.
    Anlam: Sözlükte kadir (kadr) kelimesi “hüküm, şeref, güç, yücelik, kıymet, değer” gibi anlamlara gelir. Dinî literatürde ise “leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Aynı adı taşıyan 97. sûre bu gecenin fazileti hakkında nâzil olmuştur. Sûrede Kur’an’ın Kadir gecesinde indirildiği ve sözü edilen gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir. Farsça tamlama usulüyle ‘Leyle-i Kadir’ şeklindeki söylenişi de yaygındır. Ramazanın 23. 25. ve 27. gecesi olabileceği rivayet edilmiştir.
  • kadir suresi kadir su:resi ‘Kadi:r’ şeklinde söylemek hatalıdır.
    Anlam: Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin geniş rahmet ve bereketlere vesile olduğuna işaret edilerek Kur’an’ın insanlık için taşıdığı değer ve öneme, insanlığın ona olan ihtiyacına dikkat çekilen 97. sure.
  • kaza orucu kaza: orucu
    Anlam: hastalık nedeniyle yahut bozulduğu için zamanında tutulamayan orucun başka bir zaman tutulması
  • kuranı kerim Kur/a:nı Keri:m (kur-a-nı-ke-rim) 'kur'hecesinden sonra bir bölme yaparak okunmalı. 'a' sesi uzun. 'Kerim' kelimesinde 'i' sesi uzun. 'Kuuran' veya 'kuranıkerim' gibi telaffuzlar doğru değil. Hecelemek gerekirse kur-a-nı-ke-rim.
    Anlam: Kerîm Kur'ân, Allah'ın Son Peygamber Hz. Muhammed (SAS) vasıtasıyla insanlara gönderdiği son ilahî kitap. Kur'an-ı Azimü'ş-Şân Kitab-ı Mübin
  • mahya mahya
    Anlam: İki minâre arasına gerilen ipler üzerine elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya çizilen şekil
  • mukabele muKa:bele
    Anlam: 1-Ramazanda her gün camide bir veya birkaç okuyucunun Kur’an okuması ve dinleyenlerin Kur’an’dan okuyuşu takip etmesi. 2- Bir işin, davranışın gerektirdiği karşı davranış veya iş, karşılık.
  • mukim muKi:m
    Anlam: Bir yere yerleşen, bir yerde oturan, kalıcı olan, ikāmet eden. Dinen misâfir veya seferî sayılmayan kimse.
  • oruç oruç, -cu
    Anlam: Arapçada oruç ibadeti 'ṣavm' (ﺻﻮﻡ) ve 'ṣiyām' (ﺻﻴﺎﻡ) kelimeleriyle ifade edilir. Savm; müminin ibadet niyetiyle imsak vaktinden iftar vaktine kadar kendisini yeme, içme ve cinsel ilişkiden alıkoyması demektir.
  • oruç kefareti oruç kefa:reti
    Anlam: Dinin belirli yasaklarının ihlâli durumunda yapılması istenen malî veya bedenî ibadetin oruç için olanı. Örneğin mazeretsiz olarak orucu bozmak kefareti gerektirir. Halk arasında altımışbir olarak da bilinir. Kefaret işlenen kusurlu davranış, hata ve günah dolayısıyla Allah’tan af ve mağfiret dileme manasına geldiğinden. geniş anlamıyla tövbenin bir türüdür.
  • ramazan ramaza:n Son 'a' sesi uzundur. Fakat günümüzde yarım vokallik bir sesle veya tamamen kısa söylenişi yaygındır. Bir terkibe girdiğinde bu uzunluk ortaya çıkar
    Anlam: Kur’an-ı Kerîm’in nazil olmaya başlamasıyla şereflenmiş, oruç ibadetinin yerine getirildiği dokuzuncu kamerî ay. Ramazan kelimesinde; temizlik, yanmak ve keskinlik anlamları vardır. Ramazan ayında oruç ve diğer ibadetlerle Allah’a yönelen müminler, günahlarından temizlenir, arınır, bilinçlenir, iman ve ahlak bakımından keskinleşir, kuvvetlenir.
  • ramazan bayramı ramaza:n bayramı
    Anlam: Bizim ‘Ramazan Bayramı’ dediğimiz bayramın asıl adı idü'l-fıtr (ﻋﻴﺪ ﻓﻄﺮ) (Fıtır Bayramı)dır. ‘Fıtr’ kelimesi yarmak, yaratmak, ilk yaratılış durumu, orucun sona ermesi gibi manalara geliyor. Bu bayramın bir manası da oruç ibadetini başarı ile yapan müminlerin oruçlarını açtıkları, böyle bir ibadete muvaffak oldukları için Allah’a şükrettikleri, O’nun lütfettiği maddi ve manevi nimetlerle mutlu oldukları, bu mutluluğu sevinç ve nezih eğlencelerle de ızhar ettikleri, bu güne mahsus maddi yardım (fıtır sadakası) ile nimeti paylaşarak süruru yaygın hale getirdikleri gündür. (Hayrettin Karaman)
  • ramazan tembihnamesi ramaza:n tembihnamesi
    Anlam: Osmanlı’da Şaban ayının ortalarında devlet tarafından yayınlanan Ramazan ayında alınan tedbirleri anlatan belge.
  • reyyân kapısı reyya:n kapısı
    Anlam: Oruç tutanların girişine ayrıldığına inanılan cennet kapılarından biri
  • ruyet-i hilâl ru'yet-i hilâ:l rü:yeti hilal şeklindeki telaffuzu da yaygındır.
    Anlam: İslâm dünyasında bayramlar ve (kutsal) ayları tespit etmek amacı ile Ay'ın astronomik olarak gözlemlenmesi.
  • sadaka-i fıtır sadaKai fıtır - sadakayı fıtır
    Anlam: fıtır sadakası. (iftar, fıtrat, fitre, fıtır kelimeleri eş kökenlidir.)
  • sahur sahu:r u' sesi uzundur ama kısa söylenişi yaygınlık kazanmıştır. Sahurî (sahu:rî) (sahur davulcusu) gibi bazı özel kelimelerde bu uzunluk ortaya çıkar. ('safur', 'sa:hur', 'söhür' gibi bazı hatalı telaffuzları vardır.)
    Anlam: Ramazan ayında oruca başlama zamanı olan imsakten, yani tan yerinin ağarmasından önce yenen yemek.
  • sav - (sav) - sâllallahü aleyhi vesellem sâllalla:hû aleyhi ve sellem (İlk l ince, ikinci l de ince ancak ‘Allah’ lafzına geçerken kalınlaşıyor. Kalın olarak, 'sallallahu', ince olarak 'sallâllâhü' ve 'vessellem', şeklindeki telaffuzlar hatalıdır.) Söyleyişe alışmak için 'sâllâ + Allahu' kelimeleri art arda tekrar edilebilir. Pek tercih edilmemekle birlikte “Hz. Peygamberin – sallallâhü aleyhi ve sellem-" şeklinde, kısaltma ekten sonra da telaffuz edilebilmektedir. Kısaltılmış hali bazı yazımlarda (sas) şeklinde de olabilmektedir
    Anlam: Hz. Muhammed’in anılmasından sonra söylenen “Allah'ın selamı onun üzerine olsun” anlamındaki dua sözünün kısaltması.
  • seferî seferi:
    Anlam: Dinen yolcu kabul edilen, bu sebeple kendisine dört rekâtlı farz namazları iki rekât kılmak, sonradan kaza etmek şartı ile oruç tutmamak vb. kolaylıklar sağlanan kimse, yolcu, misâfir. Karşıtı: Mukim.
  • selâtin selâ:ti:n
    Anlam: sulṭān’ın çoğul şekli. Selâtin câmiler: (sela:tin ca:mi:ler) Pâdişahlar, hanım sultanlar ve şehzâdeler tarafından yaptırılan câmiler. Bunlar, genellikle bulundukları yerin en büyük câmileridir.
  • temcit temci:d i sesindeki uzama kaybolmuştur.
    Anlam: : eskiden sahura verilen isim. Sabah namazından evvel minârelerden belli makamlarda okunan niyaz.
  • teravih tera:vi:h 'tera:vi' şeklindeki söylenişi de yaygındır. (tera:fi, terefi, teravih, şeklinde hatalı kullanımları da mevcuttur.)
    Anlam: Ramazanda yatsı namazından sonra (genellikle) yirmi rekât olarak kılınan namaz.
  • zekat zekâ:t özel bir terim olduğu için ünlü ile başlayan ek aldığında son sesteki yarım vokallik uzunluğu belirtmek iyi olur: zeka:tı
    Anlam: Z-K-V kökünden geliyor. Sahip olunan ve belli bir miktarı aşan mal ve paranın yoksullara dağıtılması gereken kırkta biri ve bunun yoksullara dağıtılması işi. Arındırıcı mali ibadet.
  • zimem defteri zimem defteri
    Anlam: ẕimmet’in çoğul şekli. Zimmetler, borçlar. Bakkal defterine verilen eski isim. Eskiden özellikle ramazan ayında gönlü zengin Müslümanlarca esnafa borcu bulunan kişilerin borcu gücü yettiği ölçüde sildirilirdi. Bazen tek bir kişi bile bu defterdeki tüm borçları kapatırdı. Buradaki bir diğer güzellik ne borçlu ödeyen kişiyi görür ne de ödeyen borçluyu görürdü.
  • ıskatı savm ısKA:T-ı sAvm
    Anlam: ıskat, düşürmektir. Kişinin ölümünden sonra yakınlarının, fakirlere fidye ödemek suretiyle onun oruç borçlarını düşürmesi.
  • şaban şa:ba:n son a sesindeki uzunluk kaybolmuştur. şa:ban söyleyişi yaygındır.
    Anlam: Hicrî yılın sekizinci ayı. Üç ayların ikincisi.
  • şehr-i ramazan şehr-i ramaza:n
    Anlam: Ramazan ayı
  • şek günü şek günü
    Anlam: Eskiden Kamerî aylardan Şaban ayının 29'undan sonraki gün. Bu günün Şaban'ın son günü mü yoksa Ramazan'ın ilk günü m olduğunda şüphe edilir. Onun için bu güne "şek günü" denilir.
  • şevval şevvâ:l -li
    Anlam: Hicrî yılın onuncu ayı. Araplar şevval ayını uğursuz kabul ettiklerinden bu ayda nikâh kıymazlardı. Rasuli Ekrem, Hz. Âişe ile Şevval ayında evlenerek bu inancın yanlış olduğunu göstermiştir. Ramazan bayramının birinci günü olan şevval ayının ilk gününde oruç tutmak haramdır. Hz. Peygamber’in, “Ramazanı oruçla geçirip buna şevvalden altı gün ilâve eden kimse bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olur” mealindeki hadisi dikkate alınarak bu ayda altı gün oruç tutmanın müstehap olduğu kabul edilmiştir.
39 madde.